Dyt. Merve Sıdıka OKUR

Dyt. Merve Sıdıka OKUR

merveokur@kayseridijitalhaber.com

Obezite Tehlikesi

Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul eder. Obezite: sağlığı bozacak ölçüde yağ dokularında anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesidir. 
 
İnsanoğlunun yeterli besine ulaşma çabası varoluşuna dayanmaktadır. Besine ulaşmak için insanlar avcı-toplayıcı yaşam tarzından tarım toplumu yaşam tarzına geçmiştir. Yıllar geçtikçe insanların besine ulaşmak için harcadıkları enerji azalmıştır. Yaşam koşullarının büyük ölçüde değişmesisedanter hayatı beraberinde getirmiş ve obezite prevelansı da artmıştır. Sedanter yaşamla (hareketsiz yaşam) birlikte aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir durumu, genetik ve metabolik etmenler, sigara, alkol ve yanlış ilaç kullanımı gibi etmenler obezitede bizi birinci sıraya getirmiştir.
 
Beslenmenin anne karnında başlamasıyla obezitenin genetik etkisi boy gösterir aslında. Çünkü anne karnındaki bebeğin açlık tokluk hormonları annenin beslenme düzenine göre şekillenir. Bu nedenle hep söylenir ki; obez bir annenin bebeği için obezite riski daha fazladır diye. Bebeğin doğumuyla gerçek beslenme serüveni başlar. DSÖ ve UNICEF raporlarına göre 6 ay tek başına anne sütü verilmesinin, 6.aydan sonra anne sütü ile birlikte uygun tamamlayıcı besinlere başlanılmasının uzun dönemde obeziteriskini azaltabileceği belirtilmiştir. Çocukluk çağında başlayan yanlış beslenme alışkanlıkları ise aslında obezitenin en büyük düşmanıdır. Çünkü bu dönemde kazanılan davranışlar hayatın ilerleyen dönemlerinde de devam ettirilir.  
 
Obezitenin çeşitli hastalıklarla ilişkisi bilinmekte olup morbidite (sağlığı bozma durumu) ve mortaliteyi (ölüm oranı) artırıcı etkisi de ortaya konulmuştur. Obezite beraberinde birçok sağlık sorununuda getirir. Diyabet, kalp hastalıkları, insülin direnci, hipertansiyon, bazı kanser türleri, karaciğer yağlanması, gebelik komplikasyonları, ameliyat risklerinin artması, uyku apnesi, solunum sistemi hastalıkları, psikososyal bozukluklar…
 
Obezitenin saptanmasında antropometrik ölçümler dediğimizde ölçümlerden yararlanılır.BKİ (kg/m²)’nin hesaplanması,vücut yağının saptanması, bel ve kalça çevresi ölçümleri ve bel/kalça oranı gibi. Vücut yağ dokusu oranları erkeklerde vücut ağırlığının %15-18''i, kadınlarda ise %20-25''ini oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30''un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. BKİ, ağırlığın boyun karesine bölünmesiyle bulunur (kilo/boyun karesi (kg/m2 ). Buna göre erişkinlerde 30''un üzerinde olanlar obez olarak tanımlanır.
 
Obezitenin tedavisine geldiğimizde ise tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, egzersiz tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, farmakolojik tedavi ve cerrahi tedavi olarak basamaklandırılır. Günümüzde ilk başvurulan cerrahi tedavi aslında en son aşamadır. Beslenme tedavisinde ise özetle yapılması gereken yanlış beslenme alışkanlıklarını tespit etmek, besin alımını kişiye uygun azaltarak enerji harcamasının artırılmasıyla enerji açığı oluşturarak ağırlık kaybı sağlamaktır. Kişinin yeterli ve dengeli şekilde beslenmesi sağlanmalıdır ve yapabildiği ölçüde fiziksel aktiviteye teşvik edilmelidir. Kişi diyet tedavisiyle kilo verdiğinde vücudundaki ve sağlığındaki değişiklikleri fark ederek daha çok motive olacaktır ve yaşam tarzı değişecektir.
 
Kendiniz için sağlığınız için bir adım atmak istiyorsanız önce obezite tehlikesinin farkına varın. Bu tek başınıza başa çıkamayacağınız bir süreçtir. Bu yüzden tedavinin ilk basamağından başlayarak destek alın. 
 
Sağlığınızı riske atmayın.
 
PAYLAŞ
×